Kötü Yumurtalık Yanıtlı Tüp Bebek Hastalarında Tedavi Seçenekleri

Kısırlık ve Tüp Bebek kategorisinde 8 Temmuz 2014 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

Eğer çocuk sahibi olabilmek için tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyulmuşsa bu tedavi sırasında yeterli sayıda ve kalitede yumurta hücresi elde etmek gereklidir. Ancak çeşitli sebeplerle bazı çocuk sahibi olamayan hanımlardan bu yumurta hücreleri tedavi başarısını sağlayacak kadar alınamamaktadır. Bu hastalarımızı kötü yumurtalık cevaplı hastalar grubunda kabul ediyoruz. Şu değerlendirmeler bu hasta grubunu tespit etmekte kullanılabilir.

A)  Adetin 2. ya da 3. günü FSH hormon değeri 10 üzeri olan hastalar

B)Herhangi bir zamanda alınan AMH hormon değerinin 0.5 in altında olması

C)Adetin başında yapılan ultrasonografide her iki yumurtalıkta beş veya beşten az erken yumurta hücresi (antral folikül ) bulunması

D)Daha önce zayıf cevap veren tüp bebek denemesi ( Beş ve beşten az yumurta toplanması , Tedavi iptali olması )

E)40 yaş üstü kadın yaşı

F)Önceki tüp bebek denemesinde estrojen hormonu yeterince yükselmeyen hastalar    

 

          İleri yaş, sigara kullanımı, endometriosis hastalığı, şişmanlık, geçirilmiş yumurtalık operasyonu, geçirilmiş yumurtalık ve alt karın enfeksiyonları sebep olarak görülmekle birlikte bazen bunlar olmadan da ve hatta erken yaşlarda da görülebilmektedir.

Önceki tüp bebek denemeleri sonuçları, yumurtalık rezerv testleri, ve hasta yaşına göre bu hastalar tespit edilebilmektedir. Çeşitli araştırmacılar bu hastalarda değişik kriterler önermekle birlikte (anntral folikül sayısı veya hormon değerlerini az çok farklı rakamlarda almaktadırlar ) temel sorun az ve istenen kalitede olmayan yumurta almaktır. Bazı hiç ya da çok kötü yumurta alınabilen hastaları da “çok kötü yumurtalık yanıtlı hastalar” olarak kabul ediyoruz.

Tedavi Seçenekleri

Mikroenjeksiyon : Sperm hücresinin laboratuar koşullarında yumurta hücresi içine bırakılarak yumurtanın döllenmesi işlemidir ki ülkemizdeki tüp bebek uygulamalarında zaten her hasta grubunda rutin olarak uygulanmaktadır.

Deneme Sayısının Arttırılması : Elbette ki maddi manevi zorlukları olan bu tedavilerde sayıyı arttırmak kolay değildir. Ancak hem deneme sayısı ile hem de denemelerle elde edilecek hasta hakkındaki bilgilerin kullanılabilmesi ile başarı şansı artacaktır

Doğal Siklus ya da Modifiye Doğal Siklus Uyarılması: Kadının kendi yumurtlamalı döngüsünün kullanılması ya da bu döngünün düşük doz ilaçlarla desteklendiği tedavilerdir. İptal oranı yüksektir. Ancak daha kolay ve ucuzdur. Yüksek dozlu tedavilerle bile zaten bir iki yumurta hücresi çıkan hastalar için idealdir.

In Vitro Maturasyon : Yumurtalıkta yeterli olgunluğa ulaşamayan yumurta hücrelerinin az bir uyarıdan sonra laboratuar ortamında uyarılmasıdır. Sınırlı hasta grubunda faydalı olabilir.

Yardımlı Yuvalanma ( Assisted Hatching ): Embrio hücresi kabuğununlazer gibi çeşitli yöntemlerle inceltilerek rahime tutunmasının kolaylaştırılması işlemidir. Ülkemizdeki pek çok klinikte rutin olarak uygulanmaktadır.

Erken Embrio Transferi: Rahim içi ortamın çok iyi olmayan embrioların toparlanmasına yardım edeceği düşünülerek yumurta toplamanın ikinci gününde embrio transferi önerilmektedir.

Yumurta Uyarıcı İlaç Dozunu Arttırma: 375-450 ünite üzeri dozların faydası çok göstertilememiştir

Yumurta Uyarıcı Tedavide Protokol Seçimi: Sıklıkla antagonist protokol, mikrodoz flare up protokol, kısa agonist protokol, klomen ya da letrozole ve antagonist protokoller kullanılmaktadır. Ancak çeşitli bilim adamları küçük farklar tespit etmişseler de bunların birbirine belirgin üstünlükleri saptanamamıştır. Hastalara göre kişiselleştirerek denenebilirler.

Yardımcı Tedaviler: Folik asitten tutunda her çeşit antioksidan ve değişik maddelerin yumurta sayısı ve kalitesini arttırabildiği iddia edilmiş ve kullanılmıştır. Bazı androjen hormonlar ve büyüme hormonu dışında bilimsel fark yaratacak madde saptanamamıştır. Bu androjen hormonlar ve büyüme hormonu da çeşitli protokollerde ve doktor kontrolünde tedavinize eklenebilir.

Yumurta ya da Embrio Havuzu: Yani bir tüp bebek denemesinde çok az yumurta ya da embrio elde edilmişse elde edilenler dondurularak saklanabilir. Bir sonraki denemedekilerde eklenerek transfer yapılabilir

Bunların dışında bazı deneysel çalışmalar da devam etmektedir ancak bunların etkinliği ve güvenliği tam kanıtlanarak güncel uygulamaya girmemiştir. Sigara içiliyorsa bırakmak sağlıklı beslenmek gibi genel yaşam kalitesini arttıran yaklaşımların hiç şüphesiz ki katkısı olacaktır.

 

 

Epizyotomi her doğumda uygulanmalı mıdır?

Doğum kategorisinde 29 Haziran 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

Doğum ve doğumda yapılan tüm girişimler boyutları ve etkileri ile kadının ve ailesinin yaşam kalitesinde farklılıklara yol açabilecek büyük ve önemli bir deneyimdir. Epizyotomi de modern gebelik ve doğum bakımı uygulamalarında en çok kullanılan cerrahi yöntemlerden biridir. Başlangıçta zor doğumlar için saklanan epizyotomi daha sonraki yıllarda vajina dokusu korunması amacı ile koruyucu olarak kullanılmıştır.

Doğumların evden hastanelere kayması, antibiyotik ve anestezi alanındaki gelişmeler sayesinde epizyotomi kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır.Son zamanlarda epizyotominin yararları, kullanım durumu ve gerekliliği tartışılmakta her doğumda rutin uygulamak yerine gerçekten gerekli olduğu durumlarda tercih edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır

Son yıllardaki  araştırmalar  epizyotominin kullanımının sınırlandırılması gerektiğini göstermektedir. Düşük riskli vajinal doğumlarda epizyotominin rutin kullanımının modern doğum uygulamalarında uygun olmadığı belirtilmektedir. Epizyotominin sınırlı kullanıldığı kadınlar, rutin kullanılan kadınlar ile kıyaslandığında, daha az arka vajinal travma, daha az dikiş atma gereksinimi, daha erken cinsel ilişkiye başlama ve vajina  bütünlüğü daha iyi korunduğu belirtilmektedir . Yapılan daha önceki sistematik incelemeler, rutin epizyotomi kullanımının sonuçlarının, sınırlayıcı epizyotomi kullanımından daha kötü olduğunu, sınırlayıcı epizyotomi kullanımında daha az vajinal travma , daha az dikiş ve daha az komplikasyon oluştuğunu göstermektedir. Ayrıca epizyotominin yaygın kullanımı kadınların vajinal travmaya maruz kalma oranını arttırmıştır.

Bu yüzden vajina çevresindeki kaslara ve dokulara yapılan perine masajının, dokulara ve kaslara elastikiyet kazandırmada ve rehabilitasyonda önemli etkiye sahip olduğunu, vajinal bölgedeki doku ve kaslara da benzer etkileri sayesinde vajinal doğumlarda, epizyotomi uygulamasını azaltmada ve yara iyileşmesine olumlu etkisinin olduğu düşünüldüğünden önerilebilmektedir. (Sayıner ve Demirci2007).

Rutin epizyotominin uygulanmasının gerekliliği, yararları, riskleri halen tartışılmaktadır. Sağlıklı bir bebek ve sağlıklı bir anneyi amaçlayan gebelik bakımı uygulamalarının son kısmı olan doğumda anne ve bebeğe en az zarar vermek için epizyotomi gerçekten gerekli olduğunda mutlaka kullanılmalı ancak gerekmedikçe kullanımı sınırlandırılmalıdır. Vajinal bölge hasarını veya kalça tabanı kaslarının gevşemesini engellemek için rutin kullanımıyla ilgili halen çelişkili görüşler olsa da bebek veya anne açısından riskli bir durum görüldüğü takdirde epizyotomi yapmaktan kaçınılmamalıdır ve annelerde epizyotominin avantajları, dezavantajları ve uygulandığı takdirde bakımı ile ilgili mutlaka bilgi verilmelidir.

 

Kaynak: “Rutin Epizyotomi Uygulanmasının Gerekliliği” Sevgül DÖNMEZ, Ümran SEVİL Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı  Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:3,2009 Bilimsel yazısından özetlenerek ve düzenlenerek alınmıştır.

 

Epizyotomi Sonrası Bakım Nasıl Olmalıdır?

Doğum kategorisinde 29 Haziran 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

 Ağrı ve rahatsızlık giderilmeli, enfeksiyon önlenmeli ve iyileşme sağlanmalıdır. İyileşme 7-10 günsürmektedir.İnsizyon yerinin kuru ve temiz tutulması, gözlenmesi gerekmektedir. Ilık oturma banyosu, kuru sıcak uygulama, nemli sıcak uygulama ve buz uygulaması iyileşmeyi hızlandırmada verahatsızlığı gidermede yardımcı olan yöntemlerdir. Uzun süre ayakta kalmak yada oturmaktan kaçınılmalı, mümkün olduğu sürece epizyotomi kesisinin olmadığı taraf üzerine oturulması önerilmektedir. Normal doğum sonrası ıkınma ile dikişlerin açılacağı korkusu tuvalet alışkanlığını da değiştirebilir. Bol sıvı alımı, meyve tüketimi ve ev içi yürüyüşler bu sorunun çözülmesinde yardımcı olur. Annenin dengeli beslenmesini ve istirahatını sağlamak iyileşmeyi sağlayan diğer bir faktördür ( Taşkın  2003 Riskli Doğum Eylemi. Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği ).

 

Epizyotomi Nedir? Epizyotomi nasıl yapılır?

Doğum kategorisinde 11 Mayıs 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

Epizyotomi nedir?

Epizyotomi, vajinal açıklığı genişleterek doğumu kolaylaştırmak, vajina çıkışının gerginliğini korumak, istenmedik yırtıkları önlemek, bebek başının kolay, hızlı ve tehlikesiz doğumunu sağlamak amacı ile doğum eyleminin ikinci devresinde vajina çıkışına ve vajina çıkışını çevreleyen kasa ( bulbo-kavernos kas ) yapılan cerrahi bir kesidir.

Epizyotomi, doğum kliniklerinde en sık uygulanan cerrahi işlemlerden biri, belki de birincisidir. Epizyotominin daha önce doğum yapmış kadınlara göre ilk doğumunu yapan kadınlarda daha fazla kullanıldığı düşünülmektedir.

 Epizyotominin yapıldığı durumlar:

 1-Bebeğin oksijensiz kalmasını önlemek gereken durumlarda,

2-Forseps, vakum kullanımı gerektiren müdahaleli doğumlarda

3-Bebeğin poposu ile geldiği doğumların ikinci evresinin kısaltılması gerektiğinde

4-Sert vajina çıkış dokusu olduğunda, vajina çıkışı yırtıklarının önlenmesi gerektiğinde

5-Makat kaslarının korunması gerektiğinde

6- Annenin kalp yetmezliği gibi doğum sırasında fazla ıkınmasının engellenmesi gereken durumlarda 7-İri bebeklerin doğumlarında

8- Gelen kısım vajina çıkışına dayandığı halde beş dakika içinde doğum olmamış ise

9-Önceki doğumlardan kalma yara dokusu olduğunda,

epizyotomi uygulanmaktadır.

 Epizyotomi açılışı ve dikilerek tamir edilişi:

 Yıllardır çeşitli epizyotomi teknikleri uygulanmış olmasına karşın günümüzde bu tekniklerin çoğu kullanılmamaktadır. Günümüzde en sık midline (orta hat )ve medio-lateral ( ortadan yana ) teknikleri kullanılmaktadır. Pek çok ülkede  medio-lateral (ortadan yana ) veya lateral ( yana doğru ) epizyotomiye göre daha az kanama, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşmeyi sağladığından midline  (orta hat ) epizyotomi tercih edilmektedir. Medio-lateral (ortadan yana ) veya lateral ( yana doğru ) epizyotominin de kadını anal kasların laserasyonlarından daha iyi koruduğuna inanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: T.C. Sağlık Bakanlığı (2005). Epizyotomi ve Perine Yırtıkları. Güvenli Annelik Katılımcı Kitabı, Ankara, 90-95

 

A- Medio-lateral epizyotomi insizyon hattı

B-Lokal anestetik uygulanması

C-Epizyotomi açılması

D-Epizyotomi kösesinden başlanılarak vajenin sütüre edilmesi

E-Cilt altının sütüre edilmesi

F-Cildin sütüre edilmesi

 

Kaynak: “Rutin Epizyotomi Uygulanmasının Gerekliliği” Sevgül DÖNMEZ, Ümran SEVİL Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı  Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:3,2009 Bilimsel yazısından özetlenerek ve düzenlenerek alınmıştır.

Bebeğin Doğumundan Sonra Neler Yapılır?

Doğum kategorisinde 2 Mayıs 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

1.Bebeğin doğum kanalından tümüyle çıkmasından sonra göbek kordonu kesilir.

2.Bebeğin kan grubu, kan sayımı, kan şekerini belirlemek için göbek kordonundan kan alınır.

3. Plasentanın çıkması beklenir. Bebeğin doğumu ile uterus kasılır, küçülür. Plasentanın ayrılma süresi en fazla 30 dakikadır.

4.Doğum kanalından dışarı çıkan plasenta, uterus içinde parçasının kalıp kalmadığını anlamak için düz bir zemine konarak kontrol edilir.

5.Anneye uterusun kasılmasını kolaylaştırıcı, kanamayı azaltıcı iğne yapılır.

6.Vajen duvarları, uterusun vajen içindeki kısmı doğum sırasında yırtık olup olmadığını anlamak için kontrol edilir, varsa yırtıklar dikilir.

7.Varsa epizyotomi dikilir.

8.Uterusun kasılması, karın duvarından kontrol edilir.

9.Anne yatağına alınır.

Anne Bebeği Ne Zaman Emzirmelidir ?

Eğer annenin sağlık durumu uygun ise, doğumdan hemen sonra bebek anneye verilerek emzirmesi sağlanmalıdır.

Kaynak:

Türk Perinatoloji Derneği tarafından hazırlanan  GEBENİN EL KİTABI’ndan (2005) alınmıştır.

Doğum Ağrıları Başlayan Bir Gebeye Hastaneye İlk Başvurusunda Neler Yapılır ?

Doğum kategorisinde 1 Mayıs 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

1.Gebelik yaşı belirlenir.

2.Ağrıların başlangıç zamanı ve sıklığı, suların gelip gelmediği sorulur.

3.Doğum eyleminin başlayıp – başlamadığını anlamak için vajenden muayene ile rahim giriminin açılıp, açılmadığına bakılır. Rahim ağzı 3 cm ve daha açılmış ise aktif doğum eylemi başlamış demektir.

4.Doğum eylemi başlamış ise; anne adayına geceliği veya hastanenin özel önlüğü giydirilir.

5.Bağırsakları boşaltıcı lavman yapılır. Böylece bebeğin doğum kanalında kolayca ilerlemesi ve doğum sırasında kaka ile bulaşmaması sağlanır.

6.Anne adayı, doğum eyleminin takip edileceği odaya alınır, gereğinde ilaç yapılabilmesi ve anne adayının beslenmesi amacıyla kolundan serum takılır.

7.Doğum eylemi boyunca anne adayına ağızdan katı gıda verilmez.

8.Bebeğin kalp sesi düzenli aralıklarla dinlenir. Rahim kasılmalarının kaç dakikada bir geldiği, ne kadar sürdüğü ve şiddetinin ne olduğu saptanıp, hekim tarafından kaydedilir.

9.Bir saat ara ile veya sancıların durumuna göre hekimce belirlenen sıklıkta tarafından vajenden muayene yapılarak rahim ağzı açıklığına, bebeğin başının doğum kanalındaki durumuna bakılır.

10.Rahim ağzı açıklığı 10 cm’ye ulaşmış, baş doğum kanalının son kısmına gelmiş ise, anne adayı doğum masasına alınır.

11.Doğum masasına alınan anne adayının bacaklar ve üzeri steril örtülerle örtülür. Labium majör, labium minör, anüs etrafı, mons pubise kadar antiseptik solüsyonla silinir.

12.Uterus kasılmalarıyla birlikte anne adayına, gebelik egzersizleri sırasında öğrendiği şekilde ıkınması söylenir.

13.Gerek görüldüğü durumda anne adayına epizyotomi açılır.

Türk Perinatoloji Derneği tarafından hazırlanan  GEBENİN EL KİTABI’ndan (2005) faydalanılmıştır.

Doğumun Başladığını Haber Veren Belirtiler Hangileridir?

Doğum kategorisinde 1 Mayıs 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

1.Bel ve sırt ağrıları:

 Büyüyen uterusun ağırlığı nedeniyle vücudun ağırlık merkezi öne doğru kayar. Bu durumda bel kavsi artar ve fazla yük altında kalan bel ile sırtta künt ve devamlı ağrı hissedilir. Bunlar yalancı ağrılardır. Gerçek ağrılar belirli aralıklar ile gelir, karın kasılması-sertleşmesi ile birlikte ve sırt-bel bölgesinde kramplar şeklinde hissedilir.

 2.Kanlı akıntı:

  Uterus girimini tıkayan salgı tıkacı; bu bölgenin çok az açılması sonucu oradaki damarlardan bulaşan kanla birleşerek kanlı bir sıvı (Nişan) şeklinde vajenden dışarı akar.

 3.Su kesesinin açılması:

 Başka hiçbir belirti olmadan sadece su kesesinin açılması doğumun başlayabileceğinin belirtisidir. Aniden bol miktarda suyun vajenden dışarıya akması su kesesinin açıldığını gösterir.

 Normal gebelik süresi son adet tarihinin ilk gününden itibaren 280 gün (10 gebelik ayı- 28 günlük lunar ay- veya 40 haftadır) 38-42. haftalar arasındaki doğumlar normal süreyi gösterir.

 Erken doğum: 22. ile 38. haftalar arasındaki doğumlara denir

 Geç doğum: Beklenen doğum tarihinden sonraki günlerde gerçekleşen doğumlardır.

 Gerçek Doğum Ağrılarının özellikleri Nelerdir?

 

Gerçek doğum ağrıları:

 10 dakika içinde 2-3 kez gelen, 45-50 saniye süren, karında sertlik oluşturan şiddetli ağrılardır. Düzenlidir, sadece bir noktada hissedilmez; belde, kasıkta ve karında her noktada aynı şekilde hissedilir, şiddetleri giderek artar.

Türk Perinatoloji Derneği tarafından hazırlanan  GEBENİN EL KİTABI’ndan (2005) alınmıştır.

Gebelikte Aşı Yapılabilir mi? Gebelikte Tetanoz Aşısı:

Gebelikte Temel Bilgiler kategorisinde 23 Nisan 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

Gebelikte aşılar genel olarak ilk 3 ayda uygulanmaz. Gebelikte uygulanabilecek enfeksiyon önleyici tedaviler canlı aşılar, ölü aşılar, toksoidler ve immunglobulinler olarak gruplanabilir.

 Gebelikte canlı virüs aşıları:

 Gebelikte canlı virüs aşıları yapılamaz. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği ve BCG aşıları gibi canlı virüs aşıları gebelikte kesinlikle uygulanmaz. Eğer gebelik öncesinde uygulanıyorsa canlı aşı denilen bu aşıları gebelikten en geç 1-3 ay öncesinde bitirmeniz gerekir.

 Gebelikte ölü aşı:

 Gebelerde ölü aşı kullanımına ait olumsuz bir bildirim olmamıştır.

 Gebelikte Hepatit B aşısı gibi ölü aşılar anneye yüksek bulaşma ihtimali olan  hallerde kullanılabilir.Rutinde uygulaması yoktur.

 Gebelikte Kuduz aşısı kuduzlu hayvanla temasta aşı zorunludur birlikte tetanoz aşısı da yapılmalıdır.

 Gebelikte Influenza ( grip ) aşısı ilk üç aydan sonra temas riski yüksek durumlarda uygulanabilir.

 Gebelikte Çocuk Felci ( Polio ) aşısı temas veya salgın olan bölgeye seyahatlerde yapılabilir..

Gebelikte Meningokok ve pnömokok aşısı polisakkarit aşı olup tek doz intramüsküler olarak yapılırlar. Yan etkiler nedeniyle tekrardan kaçınılmalıdır. Bebek üzerine etkileri olasılıkla yoktur. Meningokok aşısı kalıcı pnömokok ise 5 yıl etkilidir Özellikle dalağı alınmış hastalarda uygulanmalıdır.

Hepatit A aşısı  öldürülmüş virüs aşısıdır. Bulaşma riski yüksek bölgelere seyahat edecek olan önceden aşılanmamış risk grubundaki kişiler aşılanabilir.

Gebelikte, tetenoz aşısı ve toksoid aşılar:

  Gebelikte toksoid aşıların bir sakıncası gösterilmemiştir Gebelikte tetenoz aşısı yapılabilir.  İlk aşılamada hiç yapılmamışsa 1-2 ay ara ile üç kez yapılır. Eğer son 5 yıldır tetenoz aşısı yapılmamışsa; anne adayı ile ilk karşılaşmada ilk doz, bundan en az 4 hafta sonra 2. doz aşı yapılır Aşı doğumdan altı ay sonra tekrarlanır. Böylece anne ve doğacak bebekler 10 yıl süre ile bağışıklık kazanır.

 Gebelikte difteri aşısı gerekli durumlarda önceki aşılamadan bu yana on yıl geçmişse yapılabilir.

 Gebelikte İmmunglobulinler:

 Gebelikte maruz kalınan  enfeksiyon ajanına en hızlı etki edebilecek hazır antikorlar olan immunglobulinler kullanılabilir. İmmuglobulin kullanmasının bir sakıncası yoktur.

Bağışıklığı olmayan kişiler hepatitl B li birinin kanı ile karşılaşırsa yedi gün içerisinde Hepatit B İmmuglobulin yapılması önerilir. Hepatit B taşıyıcısı biri ile temastan sonrada on dört gün içerisinde de Hepatit B İmmunglobulin uygulanmalıdır.

 Gebelik sırasında istenmeden aşılanan bir gebeliğin sonlandırılması zorunlu değildir.

 

Gebelikte Egzersiz – Gebelik Hakkında Herşey 7

Gebelikte Temel Bilgiler kategorisinde 9 Nisan 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

Gebelikte egzersize başlamadan önce mutlaka hekiminize danışarak bir sakınca olup olmadığı ve ne tür egzersizler yapabileceğiniz konusunda bilgi alınız. Gebelikte egzersiz sağlıklı bir gebelik geçirmenin temel unsurlarından biridir.  Ayrıca gebelikte egzersiz yaparak sağlıklı bir doğum yapılmasına katkıda bulunulabilir ve lohusalık döneminin daha rahat geçirilmesini sağlayabilirsiniz.

  Gebelikte; uterusun büyümesi ve vücut ağırlığının artması ve vücudun ağırlık merkezinin öne kaymasına  bağlı olarak gebenin duruşu değişir. Vücut duruşundaki değişiklik bel, sırt ağrılarına neden olur.

Gebelikte Egzersizlere Ne Zaman Başlanmalıdır?

İlk üç aydan sonra egzersiz programına başlanmalı ve haftada bir kez düzenli olarak doğuma kadar devam edilmelidir.

Doğum Öncesi Yapılan Egzersizler Hangileridir?

  1. Gevşeme egzersizleri
  2. Sırt ve bel ağrılarını azaltmak amacı ile yapılan egzersizler.

Doğum Öncesi Yapılan Egzersizlerin Amacı Nedir?

Gevşeme egzersizleri; doğumun ağrısız döneminde, anne adayına nasıl gevşeyeceğini öğreterek bebeğin doğumu için gerekli enerji birikimini sağlar ve gücünü yararlı olarak kullanmasına yardımcı olur.

Anne Adayı İçin En Uygun Gevşeme Pozisyonları Hangileridir?

a)Sırt üstü : Baş altında ince bir yastık, dizler bükülü ve diz altında yastık olmalı ayak doğal pozisyonda durmalıdır.

b) Yan : Baş altında yastık, gövde öne doğru, arkadaki kol düz yanda,bacaklar hafif bükülü ve bacaklar arasında yastık olmalıdır.Öndeki kol bir yastık üzerinde desteklenebilir

Gevşemeyi yapabilen kişi doğumun ilk devresinde uterusun açılmasına yardımcı

olacaktır

Sırt ve Bel Ağrılarını Azaltan Egzersizler Hangileridir?

1) Pelvik Tilt : Gebe sırt üstü dizler bükülü yatar. Baş altında ince bir yastık vardır, elini yatağa doğru bastırıp 10’a kadar sayar ve gevşer. Bu egzersizi otururken ve ayakta iken yapar.

2) Pelvik tilt ile birlikte anne adayı dizlerini karnına doğru çeker ve düzeltir. Dizlerini düzeltirken nefes alır karnına çekerken verir.

3) Sırt üstü yatar dizler bükülü pozisyonda iken başını kaldırıp dizlerine doğru bakar ve bırakır. Başını indirirken nefes alır, kaldırırken verir. Bu egzersiz yine pelvik tilt ile beraber yapılmalıdır.

4) Anne adayı yine dizler bükülü sırt üstü yatarken tüm sırtını yatağa bastırır, 10’a kadar sayar ve gevşer.

5) Yine aynı pozisyonda kalçalarını sıkarak birbirine birleştirmeye çalışır, 10’a kadar sayar ve gevşer.

6) Sırt üstü yatarken bacaklarını çaprazlar bir evvelki egzersizi yineler.

7) Sırt üstü dizler bükülü, dizlerini yana açarak yere değdirir ve gevşer.

8) Sırt üstü dizler bükülü, bir sağ bir sol yana bacakları değdirme. Bu hareket tek bacakla da yapılabilir ( bir sağ bacak bir sol bacak ).

9) Anne adayı eller ve dizler üzerinde sırt düz olarak harekete başlar. Sırtını kamburlaştırıp başını aşağı bükerken nefes verir, sırtını düzeltip çukurlaştırarak başını yukarı kaldırırken nefes alır.

10) Bebeğin büyümesi, ağırlığın artması ile bacaklarda ağrı ve dolaşım bozuklukları oluşabilir. Bunu önlemek için anne adayı sırt üstü ayaklarını yastıkla yükselterek yatar ve bilekten ayağı aşağı yukarı çeker ve ayak bileğinden dairesel hareketler yapar.

11) Bağdaş kurarak oturur. Ellerle dizlerini yere doğru esnetir ve bırakır. Aynı hareket ayak tabanları bitişik olarak tekrarlanır.

12) Ayaklar 20 cm. aralı iken bacakları kalçadan dışa çevirir, çömelir ve kalkar.

13) Ayna karşısına geçer ve vücut duruşunu düzeltir.

Anne Adayı Günlük Hareketlerde Nelere Dikkat Etmelidir?

1.Ev işleri yaparken, toz alırken, yerleri temizlerken dizleri üzerinde durmalıdır.

2.Sırt üstü yatarken kalkıp oturmak için önce yan dönüp sonra kollardan kuvvet alarak kalkmalıdır.

3.Sandalyeden, ağırlığını bacaklarına verip destek alarak kalkmalıdır.

Anne Adayının Yapmaması Gereken Hareketler Nelerdir?

1.Ani hareketler,

2.Ağır kaldırmak,

3. Gebeliğin son döneminde çömelerek oturmak veya iş yapmak.

Egzersizler Günde Kaç Defa Yapılmalıdır?

Egzersizlerin her biri düzenli olarak her gün 5-6 kez tekrarlanmalıdır.

Daha önceden egzersiz yapmakta olan gebeler ağır olmamak şartı ile aynı egzersiz programına devam edebilir.

Kaynak:

Türk Perinatoloji Derneği tarafından hazırlanan  GEBENİN EL KİTABI’ndan (2005) faydalanılmıştır.

Gebelikte Laboratuar Tetkikleri – Gebelik Hakkında Herşey 6

Gebelikte Temel Bilgiler kategorisinde 5 Nisan 2012 tarihinde Dr Taner Toprak tarafindan yayinlanmistir; ilk yorum yapan siz olun!

İlk kez başvuran anne adayına yapılması gereken testler;

Kan grubu ; Anne ve baba adaylarının kan grupları belirlenerek, doğacak bebekte kan grubu uyuşmazlığı riski saptanır.

Anne kan grubu RH (-), baba kan grubu RH (+) olan her bebekte Rh uyuşmazlığı gelişecek anlamına gelmemekle birlikte gebelik sırasında İndirekt Coombs testleri ile takip uygundur.

Doğumdan hemen sonra bebek kan grubu ve Direkt Coombs testine bakılır. Bebek kan grubu RH (+) ve Direkt Coombs testi (-) ise, anneye doğumdan sonraki 72 saat içinde Anti IgD aşısı yapılarak daha sonraki gebeliklerinde bebeklerin kan uyuşmazlığından etkilenmesi önlenir

Serolojik Testler :

HBsAg anne adayının hepatit (sarılık) geçirip geçirmediğini saptamak için yapılan testtir. Eğer anne adayında HBsAg (+) ise, doğum sırasında bebeğe geçme riskini önlemek için doğumdan hemen sonra bebeğe hiperimmünglobulin ve aşı yapılmalı, aşı doğumdan sonraki 2 ve 6. aylarda tekrarlanmalıdır. Halen Sağlık Bakanlığı’nın önerisi ile tüm yenidoğanlara aşı yapılmaktadır. HBsAg (-) olan gebelere, hastalığa karşı koruyucu olarak hepatit B aşısı yaptırmaları önerilir.

Rubella (Kızamıkçık): Gebenin kızamıkçık geçirip geçirmediğini saptamak amacı ile Rb IgG bakılabilir. Eğer geçirmemiş yani Rb IgG(-) ise gebeliği boyunca dikkatli olması gerekmektedir. En doğru olan gebelik öncesi Rb IgG bakılması ve (-) ise anne adayına aşı yapılmasıdır.

 11-14. haftalar arasında:

 Ense kalınlığının artışı Down Sendromu’nun yanı sıra kalp anomalileri ve genetik hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Eğer çift ister ise; ense kalınlığı anne kanında bakılan Beta-HCG ve PAPP-A hormonlarının düzeyleri ile birlikte değerlendirilerek çiftin Down Sendrom’lu bebeğe sahip olma riski hesaplanır. Bu tarama testi ile Down Sendrom’lu bebeklerin % 90’i saptanabilir. Bu muayene sırasında; Rh(-) olan gebelerde uyuşmazlık riskini saptamak amacı ile İndirekt Coombs Testi yapılır.

 15-20. Gebelik Haftaları Arasında Dörtlü Biyokimyasal Test :

 Gebe herhangi bir nedenle hekime müracaat etmekte gecikti ise 11-14 hafta muayenesi atlandı  ya da ikili testte sınırda şüpheli değer saptandı ise 15-20. gebelik haftaları arasında 11-14. gebelik haftasında yapıldığı gibi ultrasonografi ve kan testleri yapılır. Bu dönemde Down Sendromu taraması amacı ile dörtlü biyokimyasal test yapılır. Bu amaçla 16-18. gebelik haftasında anne kanında bakılan total HCG, serbest Östriol ve Alfafetoprotein ve Dimerik İnhibin A adlı hormon düzeyleri anne yaşı ve gebelik haftası ile birlikte değerlendirilerek bebeğin Down Sendromlu olma riski saptanır.

Tarama Testlerinin Yorumlanması:

 Down Sendromlu bebek için test yaptıran gebeye özgü riski belirler. Örneğin tarama testi sonucu 1/315 çıkmış ise, bu testi yaptıran gebe ile aynı yaş kilo ve gebelik haftasındaki 315 gebeden 1’inin bebeğinin Down Sendromlu olabilme ihtimalini gösterir. Başka bir deyişle 315 gebeden 314 tanesinin bebeği normal olacaktır. Bu testler sadece riski gösterirler, kesin tanı için 1. trimesterde bebeğin eşinden örnek (CVS), 2. trimesterde ise bebeğin etrafındaki sıvıdan (amniosentez) örnek alıp genetik çalışma yapılması gerekir. CVS ve amniosentez ultrasonografi altında annenin karnından ince bir iğne yardımı ile ve ağrısız olarak yapılır. Her iki işlem sonrası % 0.5-1 düşük riski vardır. Bu işlemler, hekimin işlem konusunda yeterli bilgi vermesini takiben gebe ve eşi tarafından istenir ise yapılır. Hiçbir hekim bu konuda yönlendirici olmamalıdır. Karar gebe ve eşi tarafından verilir ve işlem öncesi aydınlatılmış onam formu imzalanır.

 24-28 Hafta Arası Laboratuar Tetkikleri :

 50g glukoz tarama testi ile gebelikte şeker hastalığı taraması yapılır. Bu test için günün herhangi bir saatinde 50g glukoz içiminden 1 saat sonra kan şeker düzeyi ölçülür. Kan şeker düzeyi 140mg/dl ve üzerinde ise 100g glukoz ile oral tolerans testi yapılır tanı bu test sonuçlarına göre konur.

Kan sayımı yapılarak; kansızlık varlığı veya riski araştırılır. Rh(-) gebelerde Indirekt Coombs Testi tekrarlanır.

 Rh(-) gebelerde Indirekt Coombs Testi tekrarlanır. 

Kaynak:

Türk Perinatoloji Derneği tarafından hazırlanan  GEBENİN EL KİTABI’ndan (2005) faydalanılmıştır.